“Dijital baron” Google devletlere nasıl kafa tutabiliyor?

Ersin Çahmutoğlu, Google’a açılan antitröst davaları, davaların sebeplerini ve Google’ın bu duruma verdiği reaksiyonları AA Analiz için kaleme aldı.

***

Alphabet Inc. çatısı altında faaliyet yürüten ve yaklaşık 1 trilyon dolarlık piyasa değeriyle dünya devleri arasında olan Google, başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere pek çok Avrupa Birliği (AB) ülkesinin de antitröst davalarıyla karşı karşıya. ABD’de eski Başkan Donald Trump döneminde oldukça zor günler geçiren Google, Başkan Joe Biden döneminde de belirli konularda yaptığı ihlallerden dolayı davalara maruz kalıyor. Aynı şekilde AB ülkelerinden bazıları da Google’a çeşitli davalar açıyor.

Siber dünyada büyük bir güce sahip olan Google’a karşı açılan bu davaların tek bir sebebi yok. Ancak, devletlerin en büyük gerekçesi genellikle ulusal güvenlik oluyor. Kullanıcılarının kişisel verilerini kimi zaman yasa dışı olarak elde eden ve bunları ticari çıkarları için kullanan Google’a açılan diğer davaların konusu da sektördeki “tekelci” tutumuyla ilgili. Fakat tüm bu davalara rağmen Google aynı şekilde politikasını sürdürüyor ve sahip olduğu güçle artık devletlere meydan okuyabilecek hale gelmiş görünüyor.

“Dijital baron” Google gücünü nereden alıyor?

Dünyanın en büyük arama motoru olarak bilinen Google, sahip olduğu milyarlarca kullanıcısıyla siber alanda sınırları bilinmeyen veriyi elinde tutuyor. Kullanıcılarının kişisel bilgilerini elde etmenin yanında çeşitli makine öğrenmesi algoritmalarıyla oluşturulan kullanıcıya özel veriler, Google şirketine paha biçilemez bir nitelik kazandırıyor. Bu değerlerin bütününe bakıldığında Google’ın dünya devletleri ve kullanıcılar için önemi de net olarak görülüyor.

Rakiplerine göre oldukça ileri düzeyde ve daha yoğun bir biçimde veri işleyen Google, kullanıcılarının verilerini kimi zaman üçüncü taraflarla da paylaşabiliyor. Şirketin elde ettiği veriler ise oldukça çeşitli. Şirket, kullanıcının arama motorunda neleri aradığı; alışveriş sitelerinde ne gibi ürünler satın aldığı; YouTube’dan ne tür videolar izlediği; Haritalar uygulaması üzerinden nerelere, ne sıklıkla hangi vasıtayla gittiği gibi bilgilerden oluşan devasa boyutlarda veriye ulaşıyor. Bunların ötesinde Google, kendi işletim sistemi olan “Android” yüklü cihazlardan da her türlü kişisel veriyi elde edebiliyor.

Google, bütün bu büyük verinin saklanması ve işlenmesi yoluyla kullanıcılarına özel olarak “kişiselleştirilmiş” içerikler ve özgün çözümler geliştiriyor. Buna göre, örneğin arama motorunda kullanıcının geçmiş aramalarından ve verilerinden hareketle hangi sonuçların ve hizmetlerin ön plana çıkarılacağını spesifik algoritmalarla belirliyor.

Tüm bu özellikler sayesinde Google’ın elde ettiği güç, diğer tüm rakiplerini geride bırakıyor. Yani arama motorlarının küresel ölçekteki reklam gelirlerinin neredeyse tamamını Google elde ediyor. Özellikle YouTube gibi dev bir video içerik platformunu elinde tutması da Google’ın reklam gelirleri açısından lider olmasının bir diğer sebebi.

Diğer şirketler rekabet edemiyor

Rakipleri uzun yıllardır, Google’ın hem arama motoru hem video içerik platformu hem de e-posta hizmetleri gibi önde olduğu alanlarda kendisiyle yarışamıyor. Sunduğu ücretsiz hizmetler, pratik kullanım ve içerik zenginliğinden dolayı dünyada milyarlarca insan Google’ı tercih ediyor. Bu gücü elinde tutan Google, diğer şirketlerin kendisiyle rekabet edebilmesine de izin vermiyor.

Google’ın küresel alandaki gücüne bakıldığında reklam gelirlerinin çok önemli bir kaynak olduğu görülüyor. Bu kaynak Google’ın neredeyse bütün hizmetlerini ücretsiz olarak kullanıcılara sunmasını kolaylaştırıyor. Bu durumda kullanıcılar, zengin içerikli ve kolay kullanıma sahip Google ürünlerine ücretsiz erişebildiği için rakip şirketleri tercih etmiyor. Diğer taraftan Google da reklam gelirlerinden sağladığı kazançla bu ücretsiz hizmetlerini yıllarca sürdürebiliyor.

Bu noktada akla şu soru gelebilir; Google, reklam gelirlerinde azalma veya ciddi düşüşler olursa ürünlerini ücretsiz sunmaya devam edecek mi? Bu sorunun net bir yanıtı yok. Çünkü şirketin tek gelir kaynağı reklamlar değil. Geçmiş yıllarda Google’ın sponsorlu içerik ve YouTube gibi platformlarda yayınladığı reklamlar çok azdı. Fakat buna rağmen aynı ürünlere ücretsiz erişim o zamanlarda da vardı. Bu durum aslında günümüzdeki tartışmaları başlatan kullanıcıların kişisel verileri konusuna işaret ediyor.

ABD ve AB de dahil olmak üzere dünyada pek çok devlet, Google’ı “dijital baron” olarak nitelendiriyor ve sahip olduğu verilerin kendileri için birer tehdit olabileceğini düşünüyor. Bu düşüncelerin temel sebebi, Google’ın milyarlarca kullanıcısının kişisel verilerine sahip olması ve bu verileri sıklıkla güncelleyip saklamasıdır.

Google’ın ürünlerini kullanmak için temel şartlardan biri de kişisel verilere erişim olduğu için her kullanıcı bunu kabul etmek zorunda kalıyor. Devletler, vatandaş verilerinin Google’a iletilmesini ve şirketin veri tabanında çeşitli amaçlarla saklanmasını ulusal güvenlik tehdidi olarak görüyor. Dolayısıyla günümüzde inanılmaz bir güce sahip olan Google’ın bu tutumuna devletler karşı çıkıyor ve çeşitli davalar açarak şirketin hesap vermesini ve yargılanmasını talep ediyor.

Diğer devletler de dava açabilir mi?

Google gibi dijital devlerin sahip olduğu uluslararası ekonomik güçle birlikte küresel veri akışını ve iletişimi neredeyse kontrol edebilecek seviyelere gelmeleri, birçok devlet tarafından tehdit olarak algılanıyor. Kendilerini devletlerden üstün ve görece güçlü gören bu “dijital imparatorluklar”, devletlerin taleplerini de görmezden gelebiliyor. Bu şirketler her türlü yerel hukuki düzenlemeyi de yok sayabiliyor.

Google şimdiye kadar onlarca davayla yüzleşti ve yüzleşmeye devam ediyor. Çoğunlukla ABD tarafından açılan davaların temel sebebi şirketin lider olduğu alanlarda rakiplerini engelleyecek ve onlara izin vermeyecek şekilde hareket etmesi yani sektörde rakip şirketlerin kazançlarını ve hizmet vermesini haksız yollarla engellemesidir. Bundan dolayı açılan antitröst davaları sonucu Google’a milyarlarca dolar ceza kesildi ve şirket bu cezaların birçoğunu ödemek zorunda kaldı.

Google’a kesilen cezalarda özellikle son yıllarda artış gözleniyor. Geçen yıl şirkete 4 milyar 600 milyon dolardan fazla para cezaları verildi. Google’a kesilen cezalar sadece antitröst davalarından ibaret değil. Şirkete, kullanıcıların kişisel verilerini yasa dışı elde etmek ve kullanıcıları anlık izleyebilecek uygulamalar kullanmak sebebiyle de cezalar kesiliyor.

Örneğin bu cezaların en büyüğü geçen yıl verildi. ABD’de 40 eyaletin dahil olduğu büyük bir davada, Google’ın yasa dışı bir şekilde kullanıcıların konumlarını izlediğine dair başlatılan soruşturma sonucunda şirket 391 milyon dolar cezaya çarptırıldı. Bunun dışında AB ülkelerinde açılan davalarda toplamda 5 milyar dolar civarında para cezaları istendi.

Son gelişmeler gösteriyor ki Google, mevcut politikasını sürdürmeye devam ettikçe yeni davalarla karşı karşıya kalacak. Şimdiye kadar yapılan yargılamaların ve ödenen para cezalarının şirketi hiçbir şekilde caydırmaması, bundan sonra yeni davaların da açılacağını gösteriyor. Hatta tartışmalar büyür ve dünya çapında gündeme taşınırsa, ilerleyen zamanlarda başka devletler de Google’a karşı davalar açacaktır.

[Siber istihbarat, siber silahlar ve devlet destekli (state-sponsored) siber operasyonlar konularında çalışmalar yapan Ersin Çahmutoğlu, ADEO Cyber Security şirketinde siber güvenlik uzmanı olarak görev yapmaktadır.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir